| 13/11/2008 | “Önyargı, muhakemesi yapılmadan ulaşılan kanaattir.”
–Voltaire’den, önyargıya karşı bir ‘muhakeme’ daveti... |
| 12/11/2008 | “Her çağda, düzeltilmesi gereken yeni hatalar ve karşı çıkılması gereken yeni önyargılar vardır.”
–Samuel Johnson, bizi kendi çağımızın ve kendi yaşımızın ‘hatalar’ına ve ‘önyargılar’ına karşı bir uyarı... |
| 11/11/2008 | “Ne kadar da çok insan, gerçekte önyargılarını yeniden elden geçirirken, düşünüyor olduğunu zannediyor!”
–Psikolog William James’den incelikli bir tesbit... |
| 10/11/2008 | “Hakikatin en büyük dostu zaman, en büyük düşmanı önyargı, ve daimi refakatçisi tevazudur.”
–Charles Caleb Colton böyle düşünüyor. Ya siz? |
| 09/11/2008 | “Fakirlik korkusunun hayatınızı yönetmesine izin verirseniz, alacağınız ödül yemek ama yaşamamak olacaktır.”
–George Bernard Shaw’dan hayatı lâyıkınca yaşamak için dikkate alınası bir uyarı... |
| 08/11/2008 | “Muhakeme zayıfladığında, önyargı güçlenir.”
–Kane O’Hara’dan harikulade bir tesbit... |
| 07/11/2008 | “Önyargılarımızdan vazgeçmek için asla geç kalmış değiliz.”
–Henry David Thoreau, önyargılarımızı bir verili gerçek gibi korumak yerine, onlardan kurtulmaya çağırıyor bizi. |
| 06/11/2008 | “Şiddet, zaaf sahibinin en son sığınağıdır.”
–‘Bilim kurgu’ yazarı Isaac Asimov’dan ‘gerçek’ bir tesbit... |
| 05/11/2008 | “Önyargıya dayalı fikirler daima şiddetin en büyüğü ile sürdürülürler.”
–Francis Jeffrey, bir tarihsel gerçeğe dikkat çekiyor. |
| 04/11/2008 | “Barışçı bir devrimi imkânsız kılanlar, şiddet taşıyan bir devrimi kaçınılmaz kılarlar.”
–John F. Kennedy, zamanı gelmiş bir değişime karşı direnenleri uyarıyor. |
| 03/11/2008 | “Şiddetle kazanılmış bir zafer, yenilgiye eşdeğerdir; çünkü anlıktır, kalıcı değildir.”
–Mahatma Gandhi, 3 Mayıs 1919 tarihli, 13 No’lu Satyagraha (Hakikatin Gücü) broşüründe, ne kadar da doğru söylüyor... |
| 02/11/2008 | “Sadelik, medeniyetin zirvesidir.”
–Siz de Jessica Sampten gibi mi düşünüyorsunuz? |
| 01/11/2008 | “Rüyalarınızın ardı sıra, güvenle gidin! Tahayyül ettiğiniz hayatı yaşayın. Hayatınız sadeleştikçe, kâinatın kanunları sizin için daha sade olacaktır.”
–Henry David Thoreau hayatı ve kâinatı anlamak isteyen insanları ‘sade hayat’a davet ediyor. |
| 31/10/2008 | “Eğitim görmemiş insanları halka hitap bakımından eğitimli insanlardan daha etkili kılan, sadeliktir.”
–Aristo’dan bir hayat tecrübesi... |
| 30/10/2008 | “Sadeliği ara, ama ona güvenme.”
–Alfred North Whitehead, haklı mı, haksız mı sizce? |
| 29/10/2008 | “Herşey olabildiğince basit olmalı, ama olabildiğinden fazla değil.”
–Albert Einstein, bizi ‘denge’ye çağırıyor. |
| 28/10/2008 | “Cinsellik, başka ülkelerde hayatın bir gerçeği, Amerika’da ise bir takıntıdır.”
–1992’de 91 yaşında ölen Alman asıllı ünlü aktris, bir Amerikan gerçeğini nasıl da özetliyor... |
| 27/10/2008 | “Allah her kuşa gıdasını verir, ama bunu o gıdayı yuvasının içine iterek yapmaz.”
–J.G. Holland, Allah’ın rızık vericiliği ve insanın bunun için fiilî duada bulunması arasındaki dengeyi ne kadar da güzel bir surette özetliyor. |
| 26/10/2008 | “Ölümsüzlüğün ilk şartı, ölümdür.”
–Stanislaw J. Lec, ölüme gülerek bakabilmeyi mümkün kılacak bir noktaya işaret ediyor. |
| 25/10/2008 | “Yağmurlu bir Pazar günü evde kendi başlarına ne yapacaklarını bilmeyen milyonlar ölümsüzlüğü özlüyorlar.”
–Susan Ertz’in Anger in the Sky’da söylediği, ne kadar da doğru... |
| 24/10/2008 | “Hayatını nasıl geçireceğini bilmeyen adamlar, sonsuza kadar sürecek başka bir hayat istiyorlar!”
–Anatole France, insan ruhundaki ölümsüzlük isteği ile nefsin şu hayatın içinde insana yaşattığı boşluk ve anlamsızlık arasındaki çelişkiye çekiyor dikkatlerimizi... |
| 23/10/2008 | “Güzelliğin sığınağı, tevazudur.”
–Demades’ten ‘güzelliğin’ sırrını arayanlara, harikulade bir adres tarifi... |
| 22/10/2008 | “Üstün insan, konuşurken mütevazı, faaliyete giriştiğinde olabildiğinde gayretli olabilen insandır.”
–Konfüçyus’tan bir hayat dersi... |
| 21/10/2008 | “Birşey sağlam, süregelen, sade ve mütevazı ise, erdemin komşusudur.”
–Konfüçyus’tan, erdemli olanı tesbit için basit ama bir o kadar doğru ölçüler... |
| 20/10/2008 | “Mütevazı olmaksızın konuşanın, sözlerini güzelleştirmesinin çok zor olduğunu görecektir.”
–Konfüçyus’tan tevazunun kalblere nüfuz eden güzelliğine dair ince bir dokundurma. |
| 19/10/2008 | “Ümitli bir şekilde seyahat etmek, varacağı yere varmaktan daha güzel birşeydir.”
–Robert Louis Stevenson, bir insanî gerçekliğe çekiyor dikkatimizi. |
| 18/10/2008 | “Neyin imkânsız olduğunu söylemek zordur. Çünkü dünün rüyası bugünün ümidi ve yarının gerçeğidir.”
–Robert H. Godard, ümidin diriltici iksirine ve ‘faaliyetteki lezzet’e çağırıyor bizi. |
| 17/10/2008 | “Kalbinden ümidi söküp aldığınızda, insanı avcısını bekleyen bir hayvana döndürmüş olursunuz.”
–Quida, hayatın akışı içinde insan olarak varoluşumuz için, ümidin önemine dikkat çekiyor. |
| 16/10/2008 | “Nerede hayat varsa, orada ümit vardır.”
–Çiçero’dan çağları aşan bilgece bir söz... |
| 15/10/2008 | “Allah’ın insana geleceği ifşa edeceği güne kadar, bütün bilgelik şu üç kelimede özetlenecektir: ‘Bekle ve ümit et!’”
–Alexandre Dumas, Monte Kristo Kontu’nda ne de güzel söylüyor. |
| 14/10/2008 | “Her yeni yaş beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Kırk yaşına geldiğim günü hatırlıyorum. Bir dönemece gelmiş olduğum düşüncesiyle biraz sıkıntılıydım. Ama daha yaşlı bir arkadaşım beni teselli etti. ‘Yaşlanıyorum diye şikâyet etme’ dedi. ‘Nice, nice insan bu ayrıcalığa erişemeden vefat ediyor.’”
–Earl Warren’ı uyaran arkadaşı ne kadar da haklı, değil mi? |
| 13/10/2008 | “Sizden daha genç olanlara karşı nazik olun, çünkü yarın sizin hakkınızda onlar konuşup yazacaklar.”
–Cyril Connolly’den bu dünyadan göçüp gittiklerinde ‘hoş bir sada’ ile anılmak isteyenlerin kulağına küpe olacak bir söz. |
| 12/10/2008 | “Gençlerin kıymetini bilin, çünkü ulusal borcumuzu onlar devralacaklar.”
–Herbert Hoover’dan bugünün devlet yöneticilerine ve bugünün büyüklerine ince bir taşlama... |
| 11/10/2008 | “Yaşlı adam her şeye inanır, orta yaşlı her şeyden şüphe eder, genç ise her şeyi bilir.”
–Oscar Wilde, bir hayat tecrübesini bize aktarıyor. |
| 23/12/2007 | İnsan kendini bilmeli. Bu, hakikati bulmasına yardım etmese bile, en azından onun hayatını sürdürmesine yardımcı olur.
–Blaise Pascal |
| 22/12/2007 | Gurur tüm bu sefaletleri dengeler. İnsan bulunduğu sefil hali ya gizler, ya ifşa eder; ve en önemlisi, bunların farkındayım diye kendi kendine övünür.
–Blaise Pascal |
| 21/12/2007 | Halimiz gerçekten mutluluk verici olsaydı, kendimizi onun hakkında düşünmekten alıkoyma gereği duymazdık.
–Blaise Pascal |
| 20/12/2007 | Şu zavallı çocuklar, "Bu köpek benim” diyorlardı. “Orası güneşteki benim yerim.” İşte tüm dünyayı kuşatan gasbedip sahiplenme davasının nasıl başladığının en canlı timsali.
–Blaise Pascal |
| 11/12/2007 | Eğer bir insan kendini göklere çıkarıyorsa, onu aşağılarım. Eğer bir insan tevazuyla hareket ediyor ise, onu göklere çıkarırım.
–Blaise Pascal |
| 10/12/2007 | İnsanın ne hayvanlara eşit olduğuna inanmasına izin verilmelidir; ne de meleklere eşit olduğuna inanmasına. Gerek hayvanî, gerek melekî bir yönünün olduğundan habersiz olmasına da izin verilmemelidir. İnsanın, her iki yönünü de bilmesi gerekmektedir.
–Blaise Pascal |
| 09/12/2007 | İnsana, ulvîliğine dikkat çekmeksizin, hayvanlara ne kadar da benzediğini açıklamak çok açık bir biçimde tehlikelidir. İnsanı, süflîliğini bildirmeden, haddinden fazla yüceltmek de tehlikelidir. İnsanı her iki halinden de cahil bırakmak ise daha da tehlikelidir. En iyisi, onun her ikisini de bilmesini sağlamaktır.
–Blaise Pascal |
| 08/12/2007 | O kadar haddini bilmez haldeyiz ki, dünya üzerindeki herşeyin tarafımızdan bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz. İşte böyle bir benlik davası yüzünden, etrafımızdaki yarım düzine insanın hakkımızda olumlu bir kanaat taşıyor olması bize zevk ve tatmin veriyor.
–Blaise Pascal |
| 07/12/2007 | Bu yüzden ağaç aciz olan birinin aciz olduğunu bilmekten acizdir, oysa aciz olan birinin acizliğini bilmesinde ulvîlik vardır.
–Blaise Pascal |
| 06/12/2007 | İnsanın ulvîliği acizliğini bilmesinden gelir: bir ağaç âciz olduğunu bilmez.
–Blaise Pascal |
| 05/12/2007 | İnsan olmamın izzet ve şerefini işgal ettiğim küçücük mekânın vereceği böbürlenmede değil, ona verilmiş düşünme kabiliyetinin intizamında aramalıyım. Zira mekân açısından kâinat beni kavrar ve kuşatır, beni küçücük bir noktaya dönüştürür; ben ise, düşünme kabiliyetim sayesinde kâinatı kuşatıyorum.
–Blaise Pascal |
| 04/12/2007 | İçgüdü ve akıl, iki ayrı tabiatın işaretleri.
–Blaise Pascal |
| 03/12/2007 | Kesinlikle, elsiz, ayaksız, veya başsız bir insan tasavvur edebilirim, çünkü bize öğretilen yegâne tecrübe başın ayaktan daha zorunlu olduğudur. Fakat düşüncesiz bir adam tasavvur edemem; böyle biri ya bir taş veya bir hayvan olurdu.
–Blaise Pascal |
| 02/12/2007 | Bizim zevk hisseden kısmımız ne? Elimiz mi, kolumuz mu, tenimiz veya kanımız mı? Bu durumdan hareketle, bazı şeylerin gayrimaddî olduğu açıkça görülüyor olmalı.
–Blaise Pascal |
| 01/12/2007 | Papağan, temiz de olsa gagasını siler.
–Blaise Pascal |
| 30/11/2007 | Sebepler ve sonuçlar açısından bakıldığında, kendi şehvetinden böylesine mükemmel bir düzen husule getirmesi, insanın ulvîliğini gösterir.
–Blaise Pascal |
| 29/11/2007 | Bu yüzden hakkı kuvvetli kılmak yetmez, kuvveti de hak üzere kılmamız gerekmektedir.
–Blaise Pascal |
| 28/11/2007 | Kuvvetsiz hak, dünyada her zaman habis ruhlu ve bozguncu insanlar var olacağı için, meydan okumalara maruz kalacaktır. Haksız kuvvet ise suçlamalara açıktır. O halde, hak ve kuvveti mezcetmemiz gerekir.
–Blaise Pascal |
| 27/11/2007 | Kuvvetsiz hak âcizdir, haksız kuvvet zorbalık...
–Blaise Pascal |
| 26/11/2007 | Niye adamın biri öne sürdüğümüz fikirlerde veya yaptığımız tercihte yanlışlıklar var olduğunu söylüyorsa itidalimizi kaybederken, biri başımızın ağrıdığını söylediğinde itidalimizi kaybetmiyoruz?
–Blaise Pascal |
| 25/11/2007 | Topal bir dimağ bizi taciz ederken, topal bir adamın etmemesi nasıl oluyor? Çünkü, topal bir dimağ topallayanın biz olduğunu söylerken, topal bir adam bizim dosdoğru yürüyor olduğumuzu kabul eder. Bunun içindir ki, onun karşısında öfkeden ziyade üzüntü hissederiz.
–Blaise Pascal |
| 24/11/2007 | Şehvet ve kuvvet bütün eylemlerimizin kaynağıdır. Gönüllü olarak yaptığımız eylemlerin sebebi şehvettir; gönülsüzce yaptıklarımızın sebebi ise kuvvet.
–Blaise Pascal |
| 23/11/2007 | Zarif olmak saf bir benlik davasından ibaret değildir. Çünkü böylece birçok insanın sizin için çalıştığını gösterirsiniz. Saçınız bir uşağınız, parfümcünüz vs. olduğunu gösterir; kemerler, örgülü kurdelalar, iplikler şunu şunu gösterir... Zerafet sun’î bir gösteriden veya saf bir donanımdan öte, “Birçok insan benim emrim altında ve hizmetime koşuyor” demeye gelir. Zerafet, insanın gücünü gösterme aracıdır.
–Blaise Pascal |
| 22/11/2007 | İnsanlar meziyeti ödüllendirmek istiyorlarsa, iç savaşın gelmesi kaçınılmazdır; çünkü kendisinin meziyetli olmadığını iddia eden birine rastlanmıyor.
–Blaise Pascal |
| 21/11/2007 | Şerlerin en büyüğü iç savaştır.
–Blaise Pascal |
| 20/11/2007 | İnsan daha derin saiklere sahip olmalı ve herşeyi bunlara göre muhakeme etmelidir, fakat konuşurken sıradan bir insan gibi konuşmalıdır.
–Blaise Pascal |
| 19/11/2007 | İşlemeli kumaşlar giymiş, yedi-sekiz uşağı da peşine takmış bir adama hiç mi hiç saygı duymuyorum. Niçin! Ben ona başımı eğmezsem, o beni dövdürecektir. Elbiseleri kuvveti temsil ediyor. Böyle bir insan, başka bir ata kıyasla pahalı ve alımlı koşumlar takılmış bir attan farksızdır.
–Blaise Pascal |
| 18/11/2007 | Hak keyfimize göre evirip çevirdiğimiz manevî bir nitelik iken, kuvvet elle tutulup gözle görülen bir nitelik olduğu için, kuvveti istediğimiz gibi çekip çeviremeyiz. Dolayısıyla hak kuvvetin avucunun içine düşüverir. Ve böylece hak namına kuvvetin sultası başlar.
–Blaise Pascal |
| 17/11/2007 | “Allah’ı tanımak için kişiliğini değiştirmen gerekmiyor. Sen manevî gerekleri yerine getirmeye başlama kararı verdiğinde, hemen o an kendini gösteren adil ve ciddi bir bakışa sahip olacaksın.”
–Andrei Tarkovski |
| 01/11/2007 | “Dünya için yapabileceğinin en iyisini yaptığında seni tekmeleyebilirler. Sen yine de yapabileceğinin en iyisini yap.”
–Abel Muzorewa |
| 31/10/2007 | “Mutlak hakikate erişen, bâtılı neden merak etsin?”
–Cemil Meriç |
| 30/10/2007 | “Düşünce birliği, düşünen insanlar arasında olur. İnsanların kaçta kaçı düşünür? Düşünenlerin kaçta kaçı karşılaşır ve açılır birbirine?”
–Cemil Meriç |
| 29/10/2007 | Müptela-yı gama sor kim geceler kaç saat"
–Baki |
| 28/10/2007 | "Şeb-i yeldayı muvakkıtle müneccim ne bilir?
–Blaise Pascal |
| 27/10/2007 | “Herşeyi olabildiğince sade yapın, ama daha da sade değil.”
–Albert Einstein |
| 26/10/2007 | “Düşmanlarını affet, ama isimlerini asla unutma.”
–John F. Kennedy |
| 25/10/2007 | “Bana sorunsuz bir insan gösterin, onu tedavi edeyim.”
–Carl G. Jung |
| 24/10/2007 | “Harâbât ehlini hor görme Şâkir/ Defineler saklı viraneler var.”
–Erzurumlu İbrahim Hakkı |
| 23/10/2007 | “Bir evde oturulmadığı zaman harabe olduğu gibi, bir kalpte de eğer hüzün yoksa, o kalb harabe demektir.”
–Mâlik b. Dinar |
| 22/10/2007 | “’Seni besleyen eli ısıramazsın’ diye uyaran bir atasözü vardır. Fakat, eğer o el sizin kendi kendinizi beslemenize engel oluyorsa, belki de ısırmalısınız.”
–Thomas S. Szasz |
| 21/10/2007 | “Yıldızlar her gece değil, bin yılda bir gece görünüyor olsalar da, insanlar nasıl da hayret ve hayranlıkla bakacaklardı!”
–Ralph Waldo Emerson |
| 20/10/2007 | “Dinin siyasetle hiç ilgisi olmaması gerektiğini söyleyenler, dinin ne olduğunu bilmiyorlar demektir.”
–Mahatma Gandhi |
| 19/10/2007 | “Nerede çok fazla sayıda polis varsa, orada özgürlük yoktur. Bir yerde çok sayıda asker varsa, orada barış yoktur. Bir yerde çok fazla hukukçu varsa, orada adalet yoktur.”
–Lyn Yutang |
| 06/10/2007 | “Hiç kimse, sizin izniniz olmadan, size kendinizi değersiz hissettiremez.”
–Eleanor Roosevelt |
| 05/10/2007 | “Allah bir kapıyı açmadan bir kapıyı kapamaz.”
–Hâfız-ı Şirâzî |
| 04/10/2007 | “Kudret cömerttir, gerçekler karşısında boyun eğer, adildir ve sakindir. Zaaftan doğan tutkular ise merhametsiz olur.”
–Honoré de Balzac |
| 03/10/2007 | “Bir insan, kendi ruhu özgür değilse, bütün dünyanın bağımsız olmasından ne fayda sağlayabilir?”
–Andrei Tarkovksi |
| 02/10/2007 | “Geçmişi bir kitap gibi kullanın; eviniz gibi değil.”
–Richard Wilkins |
| 01/10/2007 | “Nasıl olur; insanlar şarkı söylerler de, nereden gelip nereye gittiğimizi ve Tanrı’nın ne olduğunu öğrenmek için yürekleri titremez?”
–Nikos Kazancakis |
| 30/09/2007 | “Dualarınıza dikkat edin; gerçekleşebilirler.”
–Ralph Waldo Emerson |
| 29/09/2007 | “Karşınızdakini dinliyor musunuz, yoksa konuşmak için sıra mı bekliyorsunuz?”
–Richard Wilkins |
| 28/09/2007 | “Başaramazsanız hayal kırıklığına ugrayabilirsiniz, ama gayret göstermezseniz felâket kaçınılmazdır.”
–Beverly Sills |
| 27/09/2007 | “Başkalarının savaşıyla uğraşayım derken, kendindeki yaman savaşı gözden kaçırma.”
–Mevlânâ |
| 26/09/2007 | “Padişah kapısındaki bir yoksul, bana bir nükte söyledi. Dedi ki: Hangi sofraya oturduysam, rızkı veren Allah’tır.”
–Hâfız-ı Şirâzî |
| 25/09/2007 | “Nefret eden için, nefretin kendisi, nefret edilenden daha önemlidir.”
–Vaclav Havel |
| 24/09/2007 | “İnsan Tanrısız nasıl yaşar? Ancak kendisi tanrı olarak ki, bu da mümkün değil.”
–Andrei Tarkovski |
| 23/09/2007 | “Bir okyanustur zaman, ama biter bir kıyıda / Ve bir de bakarsın ki, sen yoksun buralarda.”
–Bob Dylan |
| 22/09/2007 | “İnsanı Allah yaratmadıysa, neden insan yalnızca Allah’a teslim olunca mutlu oluyor?”
–Blaise Pascal. |
| 21/09/2007 | “Sana ağır gelen o bir secde var ya, binlerce secdeden alıp kurtarır seni.”
–Muhammed İkbal |
| 20/09/2007 | “Yaşadığımız cennetten bizi attıran şeytanı, içimizde aramamız gerek.”
–Goethe |
| 19/05/2007 | “İnsan Tanrısız nasıl yaşar? Ancak kendisi tanrı olacak ki, bu da mümkün değil.”
–Andrei Tarkovski |
| 18/05/2007 | “Hayatımızda acı olmak zorunda. Çünkü iyi ile kötü arasındaki savaşta ruh ancak acı çekerek saflığına kavuşabilir.”
–Andrei Tarkovski |
| 17/05/2007 | “Eğer bir insan arkadaşlarına ayak uyduramıyorsa, belki de başka bir davulcunun sesini duyuyor olmasındandır.”
–Andrei Tarkovski |
| 16/05/2007 | “Kısmetinde nefsine hâkimiyet ve gönül hoşluğu olduktan sonra, yoksulluğun önemi yoktur.”
–Andrei Tarkovski |
| 15/05/2007 | “Kendi yapabileceğin hiçbir şeyi başkasından isteme.”
–Andrei Tarkovski |
| 14/05/2007 | “Uyanık halimiz, uyur halimizden daha kör.”
–Andrei Tarkovski |
| 13/05/2007 | “Doğru dürüst anlaşılmamış hangi doktrinin ruhu sakatlamadığını merak ediyorum.”
–Andrei Tarkovski |
| 12/05/2007 | “Allahım, hayatımın efendisi! Benden aylaklık, ümitsizlik, küstahlık ve gevezelik ruhunu al ve bana iffet, tevazu, sabır ve sevgi ver!”
–Andrei Tarkovski |
| 11/05/2007 | “Hüzün kahkahadan daha iyidir; çehreniz üzgün görünse de, kalbiniz sağlam demektir.”
–Andrei Tarkovski |
| 10/05/2007 | “Ruhun asaleti, neye ne kadar saygı ve hürmet gösterdiğiyle ölçülür.”
–Andrei Tarkovski |
| 09/05/2007 | “Hayat çok kısa; alçakların ayakları altında sürünerek geçirilmemeli.”
–Andrei Tarkovski |
| 08/05/2007 | “Asla ikinci okun olmasın. İkinci atışına güvenirsen, birincide dikkatsiz olursun.”
–Andrei Tarkovski |
| 07/05/2007 | “Hiçbir şey yapmadan bu dünyadan göçüp gitmek o kadar kolay ki... Ve benim yapmak istediğim o kadar çok şey var ki...”
–Andrei Tarkovski |
| 06/05/2007 | “Hakikat yaşanılmalı; öğrenilmemeli.”
–Andrei Tarkovski |
| 05/05/2007 | “Karınlarını doyurmaktan başka bir amacı olmayan bir insanlar topluluğu, çürümeye ve düşmanlığa mahkûm olmaya lânetlidir.”
–Andrei Tarkovski |
| 04/05/2007 | “İnsanlar arasında birlik, ancak dâvâ ahlâkî bir temele dayanıyorsa sağlanabilir.”
–Andrei Tarkovski |
| 03/05/2007 | “Çocuklarımız nasıl olacak? Bu bize çok bağlı. Fakat aynı zamanda onlara da bağlı. İçlerinde özgürlük için savaşma gücü olmalı ki, bu kesinlikle bize bağlı. Kölelik içinde doğmuş ve orada büyümüş bir insana, bu, vazgeçilmesi zor bir huy gibi gelebilir.”
–Andrei Tarkovski |
| 02/05/2007 | “Hikmeti anlamak, hikmet gerektirir. Dinleyici sağırsa, müziğin anlamı yoktur.”
–Walter Lippmann |
| 01/05/2007 | “Yaşamadığınız için size verilmeyen cevapları şimdi araştırmayın. Herşey yaşanmak ister. Siz şimdi sorularınızı yaşayın. Belki o zaman, yavaş yavaş, hiç bilmeden, uzak bir günde bu cevapların içine yaşayarak girersiniz.”
–Rainer Maria Rilke |
| 30/04/2007 | “Ömür boyu mutluluk! Hiçbir canlı bu yükü taşıyamaz. Böyle birşey dünyayı cehenneme çevirir.”
–George Bernard Shaw |
| 29/04/2007 | “Yapabilen, yapar. Yapamayan, öğretir.”
–George Bernard Shaw |
| 28/04/2007 | “Çok az zenginin yönettiği bir serveti vardır. Pek çok zengini ise serveti yönetir.”
–Robert Green Ingersoll |
| 27/04/2007 | “Başarı eşine az rastlanır bir boyadır; bütün çirkinlikleri gizler.”
–John Suckling |
| 26/04/2007 | “Öğrenmek için sor; sıkıntı vermek için sorma.”
–Hz. Ali |
| 25/04/2007 | “Kim hileye başvurursa, Allah onu aldatır.”
–Abdullah ibn Abbas |
| 24/04/2007 | “Bulut, rüzgâr, ay, güneş, felek hepsi senin için çalışıyorlar; sen eline bir ekmek geçirebilesin ve onu da gafletle yemeyesin.”
–Muslihuddin Sâdî |
| 23/04/2007 | “Kin güdenlerin gönlü, sırra mahrem olmaz.”
–Hâfız-ı Şirâzî |
| 22/04/2007 | “Dünyaya aşık kişi, üstüne güneş vurmuş bir duvara aşıktır.”
–Mevlânâ Celâleddin Rûmî |
| 21/04/2007 | “Sözün, özüne kılavuzdur.”
–Ferideddin Attar |
| 20/04/2007 | “Kaptanı Nuh olan, denizin dalgasından korku duyar mı?”
–Muslihuddin Sâdî |
| 19/04/2007 | “İnsaf, insanı herşeyden kurtaran bir padişahtır.”
–Ferieddin Attar |
| 18/04/2007 | “Bir insan, kendi ruhu özgür değilse, bütün dünyanın bağımsız olmasından ne fayda sağlayabilir?”
–Andrei Tarkovski |
| 17/04/2007 | “İlk konakta esiriz hâlâ.”
–Mevlânâ Celâleddin Rûmî |
| 16/04/2007 | “İlk mısra Allah’tan gelir. Sonrası artık matematik...”
–Paul Valery |
| 15/04/2007 | “Bir anlayış eksikliğidir ki, herkes kendi düşüncesini över. Ama İslâm Allah’a teslim oluşun ifadesi. Ki biz hepimiz İslâm içinde yaşar ve İslâm içinde ölürüz.”
–J.W. von Goethe |
| 14/04/2007 | “Allah size memleketler ve denizler arasında kılavuz olarak yıldızları verdi. Tâ ki, gözleriniz daima göklere çevrilmiş olsun diye...”
–J.W. von Goethe |
| 13/04/2007 | “İnsanın mutlak güzellikle karşı karşıya geldiği an yok mu, işte yalnız o an için yaşanmaya değer.”
–Eflâtun |
| 12/04/2007 | “Allahım! Musa peygamber Kur’ân’da nasıl dua ettiyse, ben de öyle dua etmek istiyorum: Sıkıntılı göğsümü sen ferahlat!”
–J.W. von Goethe |
| 11/04/2007 | “İnsan yalnız para-pul için çalışırken, kendi elleriyle kendi zindanını kurmaktadır.”
–Antoine de Saint-Exupery |
| 10/04/2007 | “İnsan için gerçek, onu insan yapan şeylerdir.”
–Antoine de Saint-Exupery |
| 09/04/2007 | “İlham perilerinin en iyisi, lutf-u ilâhîdir.”
–Paul Claudel |
| 08/04/2007 | “Bir hiçbir Allahsız insan / Rüzgâra kapılmış bir tohum gibi / O yana bu yana savrulup duran / Yerleşip çimlenecek bir yer bulamayan...”
–T.S. Eliot |
| 07/04/2007 | “Hiç, bir kuru ekmeği tadarken gözyaşı dökmedin mi? Sessiz gecelerde uyumadan uzandığın olmadı mı yahut? O halde sen, Allah’ın kudretini bilmiyorsun!”
–J.W. von Goethe |
| 06/04/2007 | “Sonsuz kendisini sonluda gösterir; Yaratıcıyı bulmak istiyorsak, O’nu sanatında aramalıyız.”
–Claude Houghton |
| 05/04/2007 | “Bir insanın hayatında / Aynı an yaşanmaz bir daha / Tane dağılır ip kopunca / Aklı olmayan serseriler düşünür ancak / Üstünde döndüğü tekeri döndürmeyi.”
–T.S. Eliot |
| 04/04/2007 | “Sen olmasan, inkârcılar inkâr edemezlerdi Seni. Kesinkes doğru değildir söyledikleri. Öyle olsaydı, var olamazdı kendileri. Varlıklarıyla doğrularlar Seni.”
–T.S. Eliot |
| 03/04/2007 | “Her geçen an, yekdiğeriyle aynı ağırlıktadır. Kritik an şu andır daima; ve her an yanımızdadır.”
–T.S. Eliot |
| 02/04/2007 | “Bellidir sonuç, apansız gelir kader/ Bizimse gölgeleridir ilk tepkimiz / Olacağına varır herşey, bekleyiniz.”
–T.S. Eliot |
| 01/04/2007 | “Allah’a ve hayata lânet edenler, gerçekte kendi kendilerini lânetlerler. Herşeyi sevecek olursan, Allah’ın sırrı herşeyde açığa vuracaktır.”
–Fyodor Dostoyevski |
| 31/03/2007 | “Allahım, seni seviyorum; çünkü hayat büyüktür!”
–Fyodor Dostoyevski |
| 30/03/2007 | “Dünyada, gerçekten başka herşey fanidir.”
–Fyodor Dostoyevski |
| 29/03/2007 | “Çevrenize, Allah’ın bizlere bağışladığı şeylere bakın bir: Gökyüzü pırıl pırıl, hava mis gibi, otlar körpecik, kuşlar cıvıldaşıyor, tabiat huzur içinde, mutlu. Oysa bizler, yalnız biz Allah’ı tanımaz budala insanlar dünyanın cennet olduğunu anlamaya yanaşmıyoruz.”
–Fyodor Dostoyevski |
| 28/03/2007 | “Allah’ın sözlerinden habersiz bir millet yok olmaktan kurtulamaz.”
–Fyodor Dostoyevski |
| 27/03/2007 | “İnsan, kavranılması güç bir yaratık. Bütün hayatını onu çözmekle geçiriyorsan, hayatını boşa harcadığını sanma. Ben bu işi uğraş edindim, çünkü insan olmak istiyorum.”
–Fyodor Dostoyevski |
| 26/03/2007 | “Kur’ân’ı okuyorum. Bana göre, yer yer öyle bir sese bürünüyor ki, bütün benliğimle bu sese katılıyorum—orgun içinde bir rüzgâr gibi...”
–Rainer Maria Rilke |
| 25/03/2007 | “Mümkün müdür, Allah diyen ve Allah’a ortak birşey olduğunu zanneden insanlar bulunsun? Mümkün müdür insanın bir Allah’ı olsun da, O’nu tanımasın, O’na ibadet etmesin?”
–Rainer Maria Rilke |
| 24/03/2007 | “Allahım, aklıma geldin. Demek ki varsın. Varlığına deliller var.”
–Rainer Maria Rilke |
| 23/03/2007 | “Allah’ı bir kenara ittik. Sonralara bıraktık. Derken zaman geçti; üstünkörü, derme-çatma şeylere alıştık. İşler bu raddeye geldikten sonra da, kendi öz malımızı tanıyamaz olduk. Allah’ın ihmaller sonu unutulmuş büyüklüğü karşısında, işte o zaman korkumuz başlar.”
–Rainer Maria Rilke |
| 22/03/2007 | “Kim O’na inanmadığını hissedebilir ve bunu söylemeye yeltenebilir? Herşeyi kucaklayan ve herşeyi tutan O.”
–J.W. von Goethe |
| 21/03/2007 | “Bakacak olursak, ortanın üstüne çıkmış her eserde, yazarının milliyetçilik ve kişisellik süzgecinden sıyrılıp geçerek genel insan meselelerine yöneldiklerini, bunlara ışık tutmaya çalıştıklarını görürüz.”
–J.W. von Goethe |
| 20/03/2007 | “İslâm dininin, benim yaşıma uygun şairce bir havası var: Allah’ın akıl erdirilmez iradesine karşı koymadan boyun eğiş, dünyadaki düzenin bir halka gibi veya helezon şeklinde dönüp dolaşıp yine başladığı yere gelen hareketli yürüyüşüne tebessümle bakabilme, yeryüzü ve yeraltı arasında ayrıcalık yapmadan duyulan tutku ve eğilim, bütün gerçeklerin sade bir şekilde kendilerini simgeleyerek dağılıvermeleri... Bir şair için, bu kadarı yetmez mi?”
–J.W. von Goethe |
| 19/03/2007 | “İnsan ne garip bir yaratık! Birşeyin ‘nasıl’ını öğrenir öğrenmez, duyduğu ilgi sönüveriyor.”
–J.W. von Goethe |
| 13/03/2007 | “Yirmi yıl sonra yaptığın şeylerden çok, yapmadığın şeyler seni hayal kırıklığına uğratacak. Öyleyse hayat teknenin yelkenini, güvenli limanlardan çalkantılı sulara aç. Farklı yerlerden esen rüzgarlarla dolsun yelkenlerin.”
–Mark Twain |
| 12/03/2007 | “Binlerce kilometrelik bir yolculuk, tek bir adımla başlar.”
–Lao Tzu |
| 11/03/2007 | “Cesaret, korkusuzluk demek değildir. Cesaret, korkudan daha önemli birşeylerin varlığına hükmedebilmektir.”
–Ambrose Redmoon |
| 10/03/2007 | “İyi diplomatlığın başlıca şartı, tam konuşmaktır. En büyük düşman, kesin olmayan konuşmalardır.”
–Sir Harold Nicholson |
| 09/03/2007 | “Boşboğaz, ancak bilmediği sırları saklar.”
–Kemal Tahir |
| 08/03/2007 | “Bir Alman hekimi ‘Öldürülmesi gereken ölüler var’ diyor. Haklı değil mi?
–Cemil Meriç |
| 22/02/2007 | “Tebessüm, iki insan arasındaki en kısa mesafedir.”
–Victor Borge |
| 10/11/2006 | Kendini bilmeyen bir adama öylesine kuvvetli biçimde haykır ve yolunu Allah’a yönelik kılmasını söyle. Ve kendini bilen bir adama bunu söylemek ise, nurun alâ nur.
–Blaise Pascal |
| 09/11/2006 | Üç tür şehvet üç grup insan husule getirmiştir ve tüm filozofların yaptığı iş bu üç şehvet türünden birini izlemektir.
–Blaise Pascal |
| 08/11/2006 | Doğru yol Allah’ın istediğini istemektir.
–Blaise Pascal |
| 07/11/2006 | Ölümü, acziyeti ve cehaleti tedavi etmeyi beceremeyen insanlar, mutlu olmak için, bu gibi konular üzerinde düşünmemeye karar vermişler.
–Blaise Pascal |
| 13/10/2006 | Bilginin yüzyüze geldiği iki uç nokta vardır; biri yeni doğduğu zaman her insanın taşıdığı saf doğal cehalet, diğeri beşerî bilginin barındırdığı tüm menzillerden yürüyen büyük dimağların ulaştığı sınır—ki, onların vardıkları yer de, ancak ve ancak, hiçbir şey bilmediklerini anlamaktır. Yarı yolda kalanlar kendi doğal cehaletlerini arkada bırakır, ama bu hikmetli cehalet çizgisine de erişemezler; az-buçuk birşeyler bilir ve herşeyi anladıkları iddiasına kalkışırlar. Dünyayı altüst eder ve herşeyi yanlışa sevkederler.
–Blaise Pascal |
| 12/10/2006 | İnsanlar kuvvetin hakka boyun eğmesini sağlayamadıkları sürece, hakkı kuvvete tâbi kılmışlardır. Adaleti kuvvetli kılamadıkları sürece, kuvveti haklı ve adaletli yapmaya çalışmışlardır.
–Blaise Pascal |
| 11/10/2006 | Hürmet mi görmek istiyorsun: Asla kendinden bahsetme ve hiçbir zaman kendini öne çıkarma. Böyle yapmak sana anlamsız görünebilir, ama doğrusu budur.
–Blaise Pascal |
| 10/10/2006 | Allahsız insan tam anlamıyla cahil ve kaçınılmaz derecede mutsuzdur. Çünkü, isteyen ama yapamayan herkes mutsuz olur.
–Blaise Pascal |
| 05/10/2006 | Bir insanın suyun öte yakasında yaşadığım için beni öldürme hakkına sahip olmasından; ve onun prensinin, kendisiyle bir meselem olmadığı halde, benim prensimle kavgaya tutuşmak için bahane aramasından daha saçma birşey olabilir mi?
–Blaise Pascal |
| 04/10/2006 | Öne sürdüğümüz hak ve adalet ölçüsü ne kadar da garip! Ufacık bir dere onu sınırlamaya kâfi geliyor. Pireneler’in bu tarafında doğru olan, öbür tarafa geçince yanlış sayılıyor!
–Blaise Pascal |
| 03/10/2006 | İmansız bir insan, hükmetmek istediği dünyanın ekonomisini hangi temele dayandıracak? Bireylerin kaprislerine mi? Ne büyük keşmekeş! Bu temel, adalet mi olacak? Halbuki adaletin ne demek olduğunu kendisi bile bilmiyor.
–Blaise Pascal |
| 02/10/2006 | Bir devlete karşı savaş ilan edip birçok insanın kanına girmek gibi işler yalnızca tek bir adamın kararıyla yapılıyor. O adam da, bu işlerde menfaati olan biri... Bu gibi hususlar, hiç olmazsa tarafsız bir kurulun işi olsaydı!
–Blaise Pascal |
| 01/10/2006 | Farklı meziyet türlerine farklı bedeller öderiz; cazibeye karşılık olarak aşk, kuvvete karşılık olarak korku, bilgiye karşılık olarak inanç. Bu bedellerin ödenmesi gerekir. Ama şu türden argümanlar yanlıştır ve içinde zorbalık barındırır: “Güçlüyüm, o halde beni sevmelisin.” Şu argümanlar da yanlıştır: “Güçlü değil, o halde ona saygı duymayacağım.”
–Blaise Pascal |
| 30/09/2006 | Zorbalık ancak başka birinin sahip olabildiği şeye zorla sahip olma isteğidir.
–Blaise Pascal |
| 29/09/2006 | Kuvvet, güzellik, duygu ve takva... Her insanda, böylesi özelliklerden biri öne çıkar. Kendinde bu özelliklerden birinin öne çıktığı her bir insan o noktada sair insanların efendisidir; ama o noktada, her noktada değil.
–Blaise Pascal |
| 28/09/2006 | Bir düzene tâbi olmaksızın herşeye hükmetme arzusu, içinde zorbalığı barındırır.
–Blaise Pascal |
| 27/09/2006 | İhtiyaç duyduğu herşeye sahip olmak iyi değildir.
–Blaise Pascal |
| 26/09/2006 | Haddinden fazla özgür olmak iyi değildir.
–Blaise Pascal |
| 25/09/2006 | Öyle bahtsız bir haldeyiz ki, yanlış gittiğini görerek rahatsız olmamız gereken kimi şeyler bizi sadece eğlendiriyor.
–Blaise Pascal |
| 24/09/2006 | İnsan üzerinde çalışmanın basit bir orgu çalmaya benzediğini zannederiz. İnsan gerçekten bir orgdur; fakat değişimler ve dönüşümler yaşayabilen acayip bir org. Yalnızca basit bir orgun nasıl çalındığını bilenler, insan adlı orgun akordunu asla tutturamazlar. Anahtarların nerede olduğunu bilmek zorundasınız.
–Blaise Pascal |
| 23/09/2006 | Ruhun önüne sunulan hiçbir şey basit olmadığı gibi, ruh da önüne gelen hiçbir nesneye basit bir şekilde muhatap olmaz. Aynı şeyin bizi niye bir zaman güldürüp başka bir zaman ağlattığının izahı budur.
–Blaise Pascal |
| 22/09/2006 | “Kendi çıkarın için niye beni öldürmeye kalkıyorsun? Ben silahsız biriyim.” “—Sen ırmağın öbür tarafında yaşayan biri değil misin? Dostum, eğer sen de benim gibi bu tarafta oturuyor olsaydın, seni öldürmem bir cinayet sayılacak, ben de cani diye anılacaktım. Ama madem ki sen öbür tarafta yaşıyorsun, seni öldürdüğüm için kahraman olacağım ve doğrusunu yaptığım söylenecek.”
–Blaise Pascal |
| 21/09/2006 | Kulaklarının etrafında vızıldayıp duran bir sinek bulunduğunda insanın muhakemesinin altüst olduğunu görürseniz, şaşırmayın. Bu, çok sağlam bir muhakemesi olmadığını insana anlatmak için herhalde yeterlidir. İnsanın ilahlık taslaması ne saçma iş! İnsan en gülünç kahraman!
–Blaise Pascal |
| 20/09/2006 | Hiçbir zaman fiilen şu anda yaşıyor sayılmayız; daima yaşamayı ümit ediyor ve ileride nasıl mutlu olacağımızı planlayıp duruyoruz. Böyle yapmamız da, kaçınılmazdır.
–Blaise Pascal |
| 19/09/2006 | Olmayan zamanların rüyasını kurarken, elimizdeki biricik zaman körü körüne elimizden uçup gidiyor.
–Blaise Pascal |
| 18/09/2006 | Hikmetten o denli uzak ve öylesine hikmetsiz bir haldeyiz ki, bize ait olmayan zamanlar üzerinde kafa yoruyor; bize ait olan biricik zamanı ise asla düşünmüyoruz.
–Blaise Pascal |
| 17/09/2006 | İnsanın işlediği hataların en saçma sebebi duyguları ve aklı arasındaki savaştır.
–Blaise Pascal |
| 16/09/2006 | Önemsiz birşey canımızı sıktığı gibi, önemsiz birşeyden teselli de buluruz.
–Blaise Pascal |
| 15/09/2006 | Hiçliğimizi bilen ne kadar da çok krallık var!
–Blaise Pascal |
| 14/09/2006 | Fazla hızlı ve fazla yavaş okuduğumuzda hiçbir şey anlamayız.
–Blaise Pascal |
| 13/09/2006 | İnsanlar vakitlerini bir topun veya bir tavşanın peşinden koşup durmakla harcıyorlar; kralların en çok yaptığı spor bu.
–Blaise Pascal |
| 12/09/2006 | Haddinden fazla ve haddinden az. Haddinden fazlasını verin, gerçeği bulamaz. Haddinden az verin, sonuç aynı olur.
–Blaise Pascal |
| 11/09/2006 | Şöhret o kadar tatlıdır ki, onunla ilgili olması kaydıyla, herşeyi severiz—ölümü bile.
–Blaise Pascal |
| 10/09/2006 | Dünyanın gelip geçiciliğini ve boşluğunu görmeyen kişinin kendisi tam anlamıyla boştur. Peki, tamamen eğlence, şamata ve ileriye dönük hayaller içinde yaşayan gençler bir yana, bunu görmeyen var mı? Böyle insanlar bulursanız, kendilerini oyaladıkları eğlenceleri ellerinden alın; boşluk içinde kalıp can sıkıntısından patladıklarını görürsünüz.
–Blaise Pascal |
| 09/09/2006 | İnsanın zaaf ve aczi, bu zaaf ve aczi farkına varmayanlarda, onu idrak edenlerden çok daha aşikâr biçimde görülür.
–Blaise Pascal |
| 08/09/2006 | Beni en ziyade şaşırtan, insanların kendi zayıflıklarına şaşırmadıklarını görmektir.
–Blaise Pascal |
| 07/09/2006 | İnsanların size hürmet etmesini istiyorsanız, kendinizden hiç bahsetmeyin.
–Blaise Pascal |
| 06/09/2006 | Çok büyük bir ihtimalle, bir gemiye kaptan olarak, o gemide doğmuş birini seçmeyiz.
–Blaise Pascal |
| 05/09/2006 | İnsan kendini bilginin sahibi sanır. Ama bir hastalık gelir, tüm bilgisini alır götürür. Velhasıl, insan olarak kendi başımıza ne hakikate kabiliz, ne de hayra.
–Blaise Pascal |
| 04/09/2006 | Kralların iktidarı hem akla, hem de ahalinin ahmaklığına, ama bilhassa ikincisine dayalıdır.
–Blaise Pascal |
| 03/09/2006 | Fiziksel bilimlerle ilgili olarak edindiğim hiçbir bilgi, elem ve ıztırap anında, maneviyatın cahili olmama karşı benim için bir teselli unsuru olmayacaktır. Ama maneviyatla ilgili ilmim, fiziksel bilimlerin cahili olmama karşı benim için daima bir teselli unsurudur.
–Blaise Pascal |
| 02/09/2006 | Etrafımızdaki her bir varlık hakkında çok az düşünmek de, haddinden fazla düşünmek de bizi dikkafalı ve fanatik yapar.
–Blaise Pascal |
| 01/09/2006 | Din insanın fıtratını hakkıyla anladığından dolayı hürmete lâyıktır. Gerçek iyiliği ve hayrı vaad ettiği için de, cezbedici...
–Blaise Pascal |
| 31/08/2006 | İman kalblerimizdedir. Ve bize “Biliyorum” değil, “İnanıyorum” dedirtir.
–Blaise Pascal |
| 30/08/2006 | İman delilden farklıdır. Delil insanîdir; iman ise Allah’ın bir ihsanı.
–Blaise Pascal |
| 05/08/2006 | Haddimizi bilelim: bir şeyiz gerçi, ama herşey değiliz. Cismimiz tüm kâinatın eriştiği alan içinde ne kadar küçük bir yer işgal ediyorsa, idrak düzleminde de zekâmız işte o kadar küçük bir yer tutuyor.
–Blaise Pascal |
| 04/08/2006 | Acziyet ümitsizliğe sevkeder. Gurur ise, haddini bilmezliğe.
–Blaise Pascal |
| 03/08/2006 | Aksini yapmaları gerekirken, şehvetin hükümferma olmasına izin veriyor, vicdanın sesini susturmaya çalışıyorlar.
–Blaise Pascal |
| 02/08/2006 | Bir insanın umudunu ibadetin şeklî boyutuna bağlaması hurafedir; bu boyutun ifasını reddetmek de, küstahlık.
–Blaise Pascal |
| 01/08/2006 | Tecrübe bize takva ile iyilik arasındaki muazzam bir fark olduğunu gösteriyor.
–Blaise Pascal |
| 31/07/2006 | Allah’ı bilmek ile O’nu sevmek arasında ne kadar büyük bir mesafe var!
–Blaise Pascal |
| 30/07/2006 | Mucizeler ihtidaya değil, ithama yararlar.
–Blaise Pascal |
| 24/07/2006 | Allah sahip olduğu kudreti gözle görünen şeyler vasıtasıyla göstererek, görünmez ihsanlarda bulunma kudretini de gösteriyor.
–Blaise Pascal |
| 23/07/2006 | Allah’ın melekûtu cesette değil, ruhtadır. İnsanların düşmanları Babil halkı değil, kendi tutkularıdır.
–Blaise Pascal |
| 22/07/2006 | “Yeter ki siz hakkı bilin ve hak sizi hür kılacaktır” (Yuhanna 8:36). Öyleyse, hakkı bilmenin dışında kalan bir özgürlük olsa olsa mecazî bir özgürlüktür.
–Blaise Pascal |
| 21/07/2006 | İki hata: (1) herşeyi lafzî anlamıyla almak, (2) herşeyi batınî anlamıyla almak.
–Blaise Pascal |
| 20/07/2006 | Allah’ın kendini gizliyor olduğunu söylemeyen hiçbir din hak değildir. Allah’ın kendini niçin gizlediğini açıklamayan hiçbir din öğretici ve ders verici değildir.
–Blaise Pascal |
| 19/07/2006 | Seçilmiş olanı aydınlatmaya yetecek kadar ışık da, onların kibirlerini kırmaya yetecek kadar müphemlik de mevcut. Habis ve şerir olanı körleştirmeye yetecek kadar karanlık da, onları hesaba çekmeye yetecek kadar ışık da mevcut.
–Blaise Pascal |
| 18/07/2006 | Allah zihinden ziyade iradeyi sevketmek ister. Tam bir vuzuh hali zihne yardım ederdi gerçi; ama iradeyi hükümsüz bırakacaktı.
–Blaise Pascal |
| 17/07/2006 | Allah’ın bazılarını karanlıkta bırakıp bazılarını aydınlatmayı irade ettiği ilkesini kabul etmedikçe, Allah’ın eserlerinden hiçbirini anlayamayız.
–Blaise Pascal |
| 16/07/2006 | Birşeyin ihata edilemiyor oluşu, onun yok olduğu anlamına gelmez.
–Blaise Pascal |
| 15/07/2006 | Hakikatı tümüyle görmediği takdirde, insan faziletin kemal noktasına erişemez.
–Blaise Pascal |
| 14/07/2006 | Eğer bütün şeyler Allah tarafından ve Allah için ise, hak dinin bize yalnızca Allah’a ibadet edip O’nu sevmeyi öğretmesi gerekir.
–Blaise Pascal |
| 13/07/2006 | Bu sonsuz mekânların ezelî sessizliği içimi ürpertiyle dolduruyor.
–Blaise Pascal |
| 12/07/2006 | Adam gibi tefekkür etmeye gayret edelim; ahlâkın en birinci ilkesi işte budur.
–Blaise Pascal |
| 11/07/2006 | İnsanın ulviyeti tefekküre dayanmalı—varlığımızın kesinlikle doldurmaya yetmeyeceği zaman ve mekâna değil.
–Blaise Pascal |
| 10/07/2006 | İnsan yalnızca bir kamıştır, tabiatın sinesindeki en zayıf kamış—ama düşünen bir kamış. Demek ki bizim bütün izzet ve şerefimiz, tefekkürdedir.
–Blaise Pascal |
| 09/07/2006 | İster şu kadar yaşayalım, ister bu kadar; hepimizin hayat süresi, ezeliyet karşısında eşit derecede ‘sonsuz küçük’ konumunda değil mi?
–Blaise Pascal |
| 08/07/2006 | Sınırlı bir varlığı, etrafını kuşatan ve durmaksızın kendisinden kaçan iki sonsuzluk arasında, hangi şey sabit bir noktada tutabilir ki!
–Blaise Pascal |
| 07/07/2006 | İfrat dereceyi bulan her nitelik bizi rencide eder.
–Blaise Pascal |
| 06/07/2006 | “Bu dolaşık ve karmakarışık âlemde biz kimiz? Elif gibiyiz; elifin ise, esasen, hiç ama hiçbir şeyi yoktur.”
–Mevlânâ |
| 05/07/2006 | İnsana ilim verildiği iddiası doğru değilse, insanda hiçbir hakikat yok demektir. Yok eğer bu iddia doğruysa, insanın elinde, zelil bir halde olduğunu derkedip tevazuyu kuşanması için iyi bir sebep var demektir. Velhasıl, öyle de olsa, böyle de olsa, insan mütevazi olmakla yükümlüdür.
–Blaise Pascal |
| 04/07/2006 | İnsanın şu kâinattaki durumu, uykuda iken tam bir çöl hükmündeki dehşet verici bir adaya nakledilmiş olan, asıl yurdunu yitirmiş bir halde uyanan ve bu dehşetli yerden kaçmasını sağlayacak hiçbir vesile bulamayan bir adamın durumunu andırıyor. Sonra bu kadar biçare, bu derece aciz bir durumda bulunan şu insanların hiç aldırış etmeden yaşayıp gitmesine şaşıyorum.
–Blaise Pascal |
| 03/07/2006 | İnsanın ne boş işlerle uğraştığını anlamak için, yaşanan aşkların sebep ve sonuçlarını ele almaktan daha iyi bir yol yoktur. Zira, bir aşkın sebebi veya sonucu olan şey, tüm dünyanın gidişatını değiştirebiliyor. Kleopatra’nın burnu daha kısa olsaydı, bugün bütün dünyanın çehresi başka türlü olurdu.
–Blaise Pascal |
| 02/07/2006 | Herşeye ilişkin bazı şeyler bilmek, bazı şeyler hakkında herşeyi bilmekten çok daha iyidir.
–Blaise Pascal |
| 01/07/2006 | Kendi acziyetimizi bilmeden Allah’ı bilmek bizi gurura sevkeder. Allah’ı bilmeden kendi acziyetimizi bilmek bizi ümitsizliğe düşürür.
–Blaise Pascal |
| 30/06/2006 | Allah’ı bir resulün aracılığıyla bilenler, kendilerinin acizliğini de bilirler.
–Blaise Pascal |
| 29/06/2006 | Allah’ı kendi acziyetini tanımadan tanımış olanlar, Allah’ı değil, kendilerini yüceltirler.
–Blaise Pascal |
| 28/06/2006 | Tabiat içindeki o kadar çok şey aklın kavrayışının ötesinde iken, tabiatüstü şeyler için ne buyurulur?
–Blaise Pascal |
| 27/06/2006 | Aklın atacağı son adım onun kavrayış kapasitesini aşan sonsuz sayıda şeyin varlığını kabul etmektir. Doğrusu, bunu idrak etme düzeyine gelemeyen bir akıl, kelimenin tam anlamıyla zavallı bir akıldır.
–Blaise Pascal |
| 26/06/2006 | İman elbette bize duyguların yapmadığı şeyi anlatır—ama, duyguların gördüklerinin zıddını değil. İman duyguların üstündedir; karşısında değil.
–Blaise Pascal |
| 25/06/2006 | İki aşırılık: aklı safdışı bırakmak, akıldan başka hiçbir şeyi kabul etmemek.
–Blaise Pascal |
| 24/06/2006 | Mutlak aklın reddi kadar akla uygun hiçbir şey yoktur.
–Blaise Pascal |
| 23/06/2006 | Herşeyi aklın eline bırakmaya kalkarsak, dinimizin gizemli ve olağanüstü hiçbir tarafı da kalmayacaktır. Öte yandan aklın prensiplerini ihlal etmeye kalkışırsak, o zaman da dinimiz saçma ve gülünç olacaktır.
–Blaise Pascal |
| 22/06/2006 | Lütfu ve keremiyle bütün eşyayı düzene koyup herşeye kendisi için en uygun vaziyeti veren Allah’ın yolu, dini zihinlerimize aklın kabul ve tasdik ettiği delillerle, kalblerimize ise inayetiyle adım adım yerleştirmektir. Dini kalblere ve zihinlere kuvvet ve tehdit yoluyla yerleştirme teşebbüsü ise, esasında adım adım dini değil, terörü yerleştirmek anlamına gelir.
–Blaise Pascal |
| 21/06/2006 | Önüne kendisini görmemize engel olacak bir perde gerdikten sonra, gamsız ve kasavetsiz, var gücümüzle uçuruma doğru koşuyoruz.
–Blaise Pascal |
| 20/06/2006 | Ruhun ölümlü mü, ölümsüz mü olduğunu bilmek tüm hayatımızı etkiliyor.
–Blaise Pascal |
| 19/06/2006 | Allah’ın varlığını isbat eden şey yalnızca arayanların O’na sıkı sıkıya sarılması değildir. Aramayanların körlüğü de varlığını isbatlar O’nun.
–Blaise Pascal |
| 19/06/2006 | “Sen ister hoşgör, ister kına! Biz kendini beğenen şeyhe inanmayız, vesselam.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 18/06/2006 | “Cihan, süsen ve gül zamanı cennete döndü. Fakat ne fayda ki, ebedîliğine imkân yok.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 17/06/2006 | “Kin güdenlerin gönlü, sırra mahrem olmaz.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 16/06/2006 | “Nasipten şikayet, insafsızlıktır.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 15/06/2006 | “Irmak kenarına otur da, ömrün akışına bak! Çünkü bize bu fani dünyanın geçiciliğine şu işaret kifayet eder.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 14/06/2006 | “Cefa yüzünden vefayı terketme!”
–Hafız-ı Şirazî |
| 13/06/2006 | “Nakış oku, maval okuma!”
–Hafız-ı Şirazî |
| 12/06/2006 | “Ah, bir elime geçse, ayrılığı öldürürdüm.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 11/06/2006 | “Her yeşil yaprak, Allah’ın kudretini anlatan bir defterdir. Hepsinde de gafil olursan, yazık doğrusu!”
–Hafız-ı Şirazî |
| 10/06/2006 | “Bu çabucak gelip geçen kâinattan emniyet ve istirahate kavuşmayı kim umabilir?”
–Hafız-ı Şirazî |
| 09/06/2006 | “Ateşe tapanla dünyaya tapan arasında bir fark yoktur.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 08/06/2006 | “Define yılansız olmaz, kolay elde edilmez. Mustafa’nın (a.s.m.) devleti bile, Ebu Leheb’in yalımıyla birlikte yürür.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 07/06/2006 | “Baştaki saçtan geçmek kolay. Asıl kalender, Hâfız gibi, başından da geçendir.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 06/06/2006 | “Gönlüyle sözü bir olana kurban olayım.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 05/06/2006 | “Güneşin bile bir zerre sayıldığı bir mahfilde kendini büyük görmek, edebe uyar birşey değil.”
–Hafız-ı Şirazî |
| 04/06/2006 | “Heva, iman kapısının kilididir.”
–Mevlânâ |
| 10/03/2006 | İnançsızların huzurunu kaçırmanıza hiç gerek yok; kendileri bunu gayet iyi beceriyorlar.
–Blaise Pascal |
| 09/03/2006 | İnançsızlara muhatap olurken, onlara merhamet ederek başlayın işe. Zira, içinde bulundukları durum onları yeterince mutsuz kılıyor.
–Blaise Pascal |